17 Aralık 2013 Salı

HİCAZ



HİCAZ
  
 Nerden başlasam kimbilir
 Yada nasıl yazsam,öyle kupkuru bir zaman şimdi
 Aklıma gelmedin değil
 Gitmen üzer zaten
 Duvara asılı bir yalnızlığın altında sıvasıyım aşkın
 Çoğalır ellerimde hüzün
 Susar karşımda yüzün
 Gerisimi çok uzun
 Gel tamammı sebeb olmadan
 Geçiyorken uğra mesela
 Her gördüğüne sormadan
 Ki ben şimdi bir vakit hicaz geçeceğim içinden zamanın
 Kalırsam nakarat
 Olsun yine de gel bahane olmadan
 Mesela birine bakarmış gibi
 Sevilen bir şarkı gibi kulaklarımda bir müddet misafir ol
 Yaz bitti ama
 Ben nasıl yazsam işte öyle kupkuru bir zaman şimdi
 Dün yine geçtim sen civarından
 Bugün belki muamma
 Koridorlar böyle sessizken
 Gel ne olur gel, ama soru sormadan
 Mesela  bu ne tesadüf de
 Yada tecelli
 Çünkü bitiyor yaz ve çalan her makam bende hicaz
 Ki kupkuru bir zaman şimdi
 Gel gel gel…!

Mustafa KONU 
                                                      03.10.2012
                                                      G.antep

10 Aralık 2013 Salı

(Şiir) Gülce

Uçurumun kenarındayım Hızır
Ulu dilber kalesinin burcunda
Muhteşem belaya nazır
Topuklarım boşluğun avcunda
Derin yar adımı çağırır
Dikildim parmaklarımın ucunda
Bir gamzelik rüzgâr yetecek
Ha itti beni, ha itecek
Uçurumun kenarındayım Hızır
Civan hazır
Divan hazır
Ferman hazır
Kurban hazır

Uçurumun kenarındayım Hızır
Güzelliğin zulme çaldığı sınır
Başım döner, beynim bulanır
El etmez
Gel etmez
Gülce'm uzaktan dolanır
Uçurumun kenarındayım Hızır
Gülce bir davet
Mecaz değil
Maraz değil
Gülce bir afet
Peri değil
Huri değil
Gülce beyaz sihir
Gülce ölümcül naz
Buram buram zehir
Yar yüzünde infaz

Bir gamzelik rüzgâr yetecek
Ha itti beni, ha itecek
Güzelliğin zulme çaldığı sınır
Uçurumun kenarındayım Hızır
Ben fakir
En hakir
Bin taksir
Ateşten
Kalleşten
Mızrakla gürzden
Dabbetülarz'dan
Deccal’dan, yedi düvelden
Korku nedir bilmeyen ben
Tir tir titriyorum Gülce’den
Ödüm patlıyor Gülce’ye bakmaktan
Nutkum tutuluyor, ürperiyorum
Saniyeler gözlerimde birer can
Her saniyede bir can veriyorum

1981
 
Ömer Lütfi Mete

8 Aralık 2013 Pazar

(şiir) MUAMMA



yüzünde tutulur zaman
ufka her dem hüzün düşer
susar tüm silüetler film başa sarar
hangi vakitti bilmem hani gizlemiştin sözlerini
evrensel bir saygıyla eğilmiştim önünde
ve geceydi nitekim hayli yaman
gördüm ve utandım
yüzünde tutulur zaman
kanattım tüm yaralarımı
sen çıktın gizli öznem
anason kokusu gibiydi bakışın
ana son olacak derken
sustun
gayri resmi bir sususştu o-damda kalan
baktım ve dona-kaldım
yüzünde tutulur zaman
kaç resimde yokuz bak
kaç mevsimde sonbahar
bak gecede yaklaşıyor yine
diş ağrısı gibi amansız geliyor kış
ve öyle uzakki şimdi bana bahar
heryerde sis pus akşamlar
herderde duman
saatler geri alınsın
yüzünde tutulur zaman…

Mustafa KONU
M

Aynı Anda Olur Bunlar

ne kadar çok asfalt dökülse de yollara
bir kız düşer gene de mutlaka kötü yola

biri sevgilisini düşünür
hayatın anlamı gibi

genelevde bir adam genel bir kadına
tüm cevaplar biraz da kendisine çıkıyorken
"buraya nasıl düştün" diye sorar

meşhur ve yabancı isimli mağaza vitrinlerini
kapıcı kızları temizler geceleri

biri kirlenmesin diye namusu
karşı koyar canını verir gündüz
gece morg bekçisi sarhoş gelir
bir güzel düzer onu

"böyle gelmiş böyle gider" der biri
"takdiri ilahi"leyerek kafasıyla onaylar onu bir diğeri
fakat asıl denge ise hep başka birileri
birinin hayal gücü zengindir ama hiçtir
biri hayal kurmaya da adam tutar
doğuştan zengindir
trafiğe küfreder biri evinin penceresinden
biri durup durup bacaklarına bakar kadınların
"altı milyar dünyalının çöpü püsürü nereye toplaşır"
bunu düşünür başka biri

biri taksitinin son günüdür ona seğirtir
biri bir kavgayı ayırırken
arada pisi pisine ölür

biri zayıf alırken matematik dersinden
ay sonunu hesaplar zayıf veren biri de

biri boş vakitlerinde su sporları yapar
birinin dolu vakitlerinde bile evini su basar

televizyonda laleli'deki otel yangını
seyredilirken kahvede:
"yazık ulan şu romenlere nataşalara
daha taş gibi de kadınlarmış" der biri
"daha çok düzülürlermiş be yazık hakkaten"
der bir diğeri

biri bir türlü anlam veremez
bunca yıl bedavaya dünyanın
enayi gibi dönüp durmasına

birinin evine hırsız girer diğerinkine polis

biri çöpte ekmek ararken
çöpten heykel yapar bir diğeri

biri habire ev alır
biri habire nasihat

biri lokantada asgari ücret kadar
bahşiş bırakırken garsona
biri hapisten çıkar tam onsekiz yıl sonra
haberlere konu çıksın diye kendini yakar

"herkes benim gibi olsa cennet olur bütün dünya"
diye düşünür bir diğeri

biri köpeğini gezdirir biri bebeğini

eroin krizine girer biri çırpına çırpına ölür yolda

biri memlekete yalnızca yalnızca televizyonda üzülür

"yeter be memlekete üzüldüğüm
biraz da memleket bana üzülsün"
der bir diğeri

birinin dişi altın kaplamadır kalbi sunta

birinin doğumgünü olur şimdi
birinin nikahı birinin sünnet düğünü
biri ölüm döşeğindeyken
hamile kalır başka biri

biri akşamdan kalmadır
akşamın haberi olmasada o biri'nden

biri sevgilisine mektup döşenir
atatürk'ün gençliğe hitabesi gibi

televizyona dalar yemeği yakar başka biri

biri birine çarpar burnunu kanatır
iki insan değil de iki yumurta sanki

biri "hayat pahalı" der
günde yüz elli kişi ölürken

biri biri bile olamaz
tipten kaybeder o diğeri

"kaç ağaç vardır dünyada şimdi"
"nereye gidiyor kayan yıldızlar"
"nedir şimdi serçelerin gündemi"
uyuyamaz düşünür bunları başka biri

futbol politika.. muhabbet sardıkça sarar
çaylar kahveler içkiler tazelenir
cümleler lıkır lıkır sabaha uzar

biri sur dibinde at keser
biri beyaz atlı prens bekler
kedi etinden kokoreç yapar bir diğeri

"hayat çok güzel ve her şey mantıklı"
diye düşünür hep kazanan biri

"e peki ezilenler üzülenler uzaylı mı" diye sorar
tüm hayatı kaybetmek olan başka biri

fakirlik dünyada o kadar zengindir ki
açlık ingilizceden bile en birinci lisandır

biri valla doğru ya der her duyduğunda
biri ya küfreder ya da duymaz bile dediğini

adları değişik olsa da hep aynı gün yaşanır

biri hep geç kalıyorken erken gider hep başka biri
biri kaybediyorken kazanır hep bir diğeri

insan toprağa dönüşür - toprak çiçeğe
biri birine verir o çiçeği
sevişirler

hayat sürer gider böylece bildiği gibi

-Metin Üstündağ-
Görüşmeyeli Uzun Zaman Oldu'dan.